Yazı Detayı
15 Mayıs 2021 - Cumartesi 08:17 Bu yazı 365 kez okundu
 
KHK’LILAR NE YAPIYOR?
Ahmet SELİM
 
 

KHK’lılar;  bir fermanla işlerine son verilen, hayat akışları feci şekilde değiştirilen, her şekilde ölüme mahkum edilen, varlıkları “devlet büyüklerinin” umurunda olmadığı insan yığını. İşlerine son verilmesi bir yana varlıklarına el konulması ve yeni iş imkânları kurmalarına fırsat verilmemesi, işin can yakan tarafı. Ülke dışına çıkış yasakları ise alternatif yaşamın önünü tıkayan başka bir acı durum. Bu yönüyle diyebiliriz ki ülkenin hatta modern tarihin görüp göreceği en büyük mağduriyet yığını. Mağduriyetlerinin sebebi ise bir o kadar trajiktir. Çoğunluk itibariyle bu ülkenin sicili en temiz, halkın nazarında en çalışkan, en dürüst, en sağlam, en hakperest olan bu büyük yığının hiç ama hiç ilgileri olmayan bir nedenle bu mağduriyeti yaşamaları ise işin en acı tarafıdır. Kanı bozuk bir avuç kopuk takımının “darbe” diye ortaya koydukları bir mizansene kurban edildiler. Bir grup asker bozuntusu şakinin sergilediği bu eşkıyalığa ortak edildiler.

 

 Bu iki grup birbirini tanıyor muydu, resmen ve alenen birbirlerinden haberdar mıydı, asla. Hatta Bülent Arınç bile bir mülakatında darbenin olacağı hakkında kendilerine MİT tarafından hiçbir bilgi verilmediğini söylemişti. Yani MİT’in bile haberdar olamadığı bir darbeden sıradan vatandaş nasıl haberdar olacaktı? Darbe mizansenin sahnelendiği o gece KHK’lılar dediğimiz bu kalabalık, ülkenin herhangi bir yerinde darbe yanlısı bir hareket sergiledi mi, söz konusu değil. Ama bütün bu gerçeklere rağmen neden darbeyle ilişkilendirilerek ihraç edildiler? Bu sorunun cevabını onlar da bilmiyor kimse de. Ama hükümet yetkilileri nasıl bir refleksle yaptıysa yaptı ve bu insanları bir günde işsiz ve hayatsız ortada bıraktı.

 

Peki kaç kişiler bunlar? İçişleri Bakanlığı’nın son yayımladığı rapora göre sayılar şöyle:  Kamu kurumlarından 125 bin 680 kişi ihraç edilmiş. 2 bin 760 kurum kapatılmış. Toplam birinci dereceden mağdur  sayısı 250 bin. İkincil mağdurlar 1 milyon 500 bin kişi. Bunlar İçişleri Bakanlığının resmi verileri. TSK’dan atılan asker sayısı ise 21 bin kişi. Yani 21 bin asker, darbe yapanlarla ilişkilendirilerek atılmıştı. İyi de ihraç edilen bu askerlerle darbe yapanlar arasında bir duygu ve düşünce bağı varsa neden darbeye katılmadılar? Böyle bir ilişkiye rağmen darbeye katılmadılarsa neden cezalandırıldılar? Neden bir darbe girişiminden dolayı askeri okullar kapatılıp oradaki binlerce öğrenci de kapı dışarı edildi? Bu soruların cevaplarını yine “hükümet yetkililerinin refleksine” bağlayıp geçiyoruz.

 

Peki bu kocaman mağdurlar ailesi ne yapıyor? Ne yapacak, hayatlarına büyük bir sabır ve tevekkülle devam ediyor. Her yerde ve her zaman kabul görmüş hırsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık gibi suçlara bulaşmamanın verdiği rahatlık ve huzurla yaşıyorlar. Geniş zamanda nasıl inançlarının gereğini yerine getiriyorlarsa dar zamanlarında da bu yol üzere yürümeye devam ediyorlar. Yüksek mahkeme üyesinden gardiyanına, doktorundan polisine, hemşiresinden amiraline, akademisyeninden çaycısına kadar  bu insanlar şimdilerde tertemiz ve helal para kazanmanın, ailelerinin geçimini helal yoldan sağlamanın  peşindeler ve bunu büyük bir gururla yapıyorlar. Onlar şimdi “Ne iş olsa yaparım!” yolculuğundan “On parmağında on marifet!” durağına ulaşmış durumdalar.  İnsanlar onların bu hallerini gıptayla seyrediyor. Bir yerde duvar sıvayan bir savaş uçağı pilotu görmek, başka bir yerde parke döşeyen bir öğretmen grubuna denk gelmek, bir pazarda tezgahında müşterilerini güler yüzle bekleyen savcıya denk gelmek veya inşaata çimento taşıyan bir akademisyenle karşılaşmak zamanın en orijinal tablolarından şimdi. Her ne kadar açıkça terörle ilişkilendirilseler bile en küçük bir suçun semtinden bile geçmiş ve geçecek de görünmüyorlar . Yoksa terörle “gerçekten ilişkili” bu kadar insanın yaşadığı toplumda şimdiye kadar kaos ve kargaşa almış başını gitmiş olacaktı.  Ama KHK’lılar karıncaincitmezler olarak asayişe aykırı hareket etmeyi akıllarından geçirmiyorlar, helal kazançlarının peşinde, kendilerine takdir görülen hayatı memnuniyetle yaşıyorlar. Bir gün mutlaka haklarının iade edileceği inanaç ve umuduyla ve kendilerini “ağaç kabuğu yemeğe” mecbur edenlerin korkunç akıbeti endişesiyle hayatlarına devam ediyorlar.

Ahmet SELİM

 
Etiketler: KHK’LILAR, NE, YAPIYOR?,
Yorumlar
Haber Yazılımı