Yazı Detayı
26 Şubat 2021 - Cuma 00:18 Bu yazı 286 kez okundu
 
Dindar Yönetici mi Adil Yönetici mi?
Ahmet SELİM
 
 

Dindarlık günümüzde oldukça tartışılan bir mesele. Devletin farklı güçleri günümüzden yaklaşık yirmi yıl öncesine kadar dine çok da bulaşmayan bir nesil yetiştirmek istiyorken günümüzde bizzat devletin yetkili ağızları pek âlâ dindar bir nesil yetiştirme peşindeler. Demek ki dindarlıkta bir marifet var. O zaman devlet yöneticisi neden dindar olmasın?

Dindarlık nedir? Herkesin bildiği ve anladığı kadarıyla yaşam tarzında dini duygu ve düşünceyi benimsemektir. O zaman yöneticinin dindar olması iyi midir kötü mü? Mesela yönetici göstere göstere namaz kılmalı mı, hacca gitmeli mi, insanlara yaşam tarzlarıyla  ilgili dini telkinlerde bulunmalı mı ? iyi de böyle davranması yöneticiliğine ne katar onun? Yani bir yönetici dindar olduğu zaman daha iyi mi yönetir kitleleri?

Ya da bir yönetici dindarlığı bir kenara bırakıp adaletli, liyakatli olmaya mı yönelmelidir?

Şurası kesin yönetici öncelikle adaletli ve liyakatli olmalıdır, bizi ilgilendiren şey, yöneticinin tam da böyle olmasıdır. Dindarlığına gelince o, inancıyla kendi arasındaki bir bağdır, bizi çok da ilgilendirmez. Hatta hadis külliyatına baktığımızda bile İslam peygamberinin özellikle adil yöneticiye övgüler yağdırdığını, ona benzersiz yücelikler takdir ettiğini görürüz. Yani din konusunda öncelik söz sahibi kişi bile dindar değil özellikle adil yöneticiyi tavsiye eder.

Aslında dindar yönetici de adil yöneticiyi içinde saklar. Çünkü aslında dindarlık, adil davranmayı gerektirir ama gerçek manada bir dindarlık, sadece görünürde bir dindarlık değil. Hayatta her şeyde olduğu gibi dindarlıkta da farklı renkler, tonlar vardır ve bu iyi ayarlanmalıdır.

Gerçek dindarlık muamelatta anlaşılır derler. Yani gerçek dindar kişi, insanlar arasındaki ilişkilerle kendini belli eder, gerçek değerini bulur. Günümüzde biz namazlarını kılanlara, sıklıkla oruç tutanlara, görünüşünde belli bir çizgi taşıyanlara dindar deriz. Fakat aslında insanlara nezaketle davrananlar , borç ve yükümlülüklerini zamanında yerine getirenler, her türlü kötülükten kaçınanlar, insanlara elinden ve dilinden emin bir portre çizenler de gerçekten dindar insanlardır. Çünkü dinin amel ve ahlak boyutu bir bütündür. Biz dini, daha çok görüntüye indirgeyip ahlaki boyutunu ıskaladığımız için yanlış değerlendirmelerde bulunuyoruz.

Dolayısıyla dindar bir yönetici aslında adil olmak durumundadır ama gerçekten dindar bir yönetici, görünürde değil.

Gerçekten dindar bir yönetici sadece kendi sevenlerine, taraftarlarına değil bütün yönetilenlere hakkını vermelidir; devlet gelirinin ekserisini mutlu bir azınlığa değil halkın geneline adil bir şekilde dağıtmalıdır. Bu geliri tarafgirlik değil hakkaniyet usulüyle vermelidir. Çünkü dinini ruhu bunu gerektirir.

Gerçekten dindar bir yönetici Kuran’ın dörtte biri adaletten bahsettiği için adalete özellikle dikkat etmeli, mahkemelerin ve dolayısıyla mülkün de temeli olan adaleti sadece hukukun kurallarına riayet eder hale getirmelidir.

Gerçekten dindar bir yönetici hayatına merhameti, disiplini, tevazuyu, kanaati hakim kılmalıdır. Çünkü bir zamanlar devlet başkanlığı da yapmış Hazreti Peygamber,  peygamberken de devlet başkanı iken de bu düsturlarla hareket etmiş, devlet başkanı sıfatıyla bunlardan asla taviz vermemiştir.

Dolayısıyla yönettiği insanlara adil, hakkaniyetli, liyakatli, huzurlu bir hayat vaat etmeyen bir yöneticinin namazının da haccının da dindar duruşunun da bize faydası yoktur.

O zaman biz en iyisi mi dindar değil adil bir yöneticiyi tercih edelim derim.

 
Etiketler: Dindar, Yönetici, mi, Adil, Yönetici, mi?,
Yorumlar
Haber Yazılımı